Davranış Değişikliği Tedavisi

Davranış Değişikliği Tedavisi

Obezitenin Davranış Değişikliği ile Tedavisi

Davranışsal terapi, genel olarak öğrenilebilen ve belli sosyal koşullarda sürdürülebilen davranışsal verilere dayalı bir tedavi stratejisidir. Son yıllarda özellikle yeme bozuklukları için, obezitenin diyetle tedavisine bir destek olarak yaygın kullanım alanı bulmuştur.

Obezitenin Davranış Değişikliği ile Tedavisi

Obezitenin gelişmesinde ve devam etmesinde yeme davranışının büyük rolü olduğu bilinmektedir. Kontrolsüz kilo alımının yanında özellikle diyet girişimlerinden olumlu sonuç alamama kişinin yeme davranışını kontrol edememesiyle yakından ilişkilidir.

Obezite tedavisinde yaşam tarzı değişikliği önemli bir yer tuttuğundan bu değişikliği gerçekleştirmede davranış terapisine duyulan ihtiyaç gittikçe artmaktadır. ABD ve Avrupa ülkelerinde birçok merkezde obezite tedavisi psikiyatrist ile işbirliği içinde yürütülmektedir. Ülkemizde de bu konu ile ilgili farkındalık ve girişimlerin arttığı görülmektedir.

Obezite tedavisinde davranışsal terapi 30 yıldan uzun süredir kullanılmaktadır. Başlarda davranış modifikasyonu olarak adlandırılırken, sonraları davranış tedavisi terimi yeğlenmiş, son zamanlarda ise düşünce yapısı, tutum ve duyguları da kapsamak üzere bilişsel (kognitif) davranış terapisi terimi benimsenmiştir.

Bütün bu yaklaşımların ortak noktası sağlıklı yeme alışkanlıkları ve egzersizi de içeren yaşam tarzı değişikliklerinin gerçekleştirilmesidir. Amerikan Sağlık Enstitüsü, yaşam tarzı değişikliğinin obezite tedavisinin tedavisindeki ilk ve en önemli adım olduğunu belirtmiştir.

Yeme davranışı, gıdaların haz verici özellikleri ve açlık hissini azaltmaları ile pekişir. Fazla yemenin yol açacağı fazla kilo gibi negatif etkiler, tat ve tokluğun pozitif etkisine mağlup olurlar. Aynı şekilde, egzersiz de özellikle fazla kilolu ve obez kişiler için yorgunluk ve rahatsızlığa yol açtığından itici gelmektedir. Ancak sebatla devam edilirse zindelik, kilo kaybı ve sağlıkta düzelme gibi olumlu sonuçları görülebilmektedir.

Günlük yaşamda pekiştirme ve güçlendirme gibi temel motivasyon faktörleri insanların giderek daha fazla yemesine, aktivitenin azalmasına ve sonuçta kronik bir sorun olarak obeziteye neden olmaktadır. Bu davranışları güçlendiren çeşitli biyolojik ve çevresel etkenler de vardır. Televizyon seyrederken atıştırmak ve işten sonra egzersiz yerine istirahati yeğlemek gibi..

Obezite için uygulanan davranış terapisi genellikle 10-12 kişiden oluşan gruplar halinde ve haftada 1-2 saatlik oturumlarla, 12-20 hafta boyunca uygulanır. Aralarda destek toplantıları da yapılabilir. Bu tedavi aslında bu davranış değişikliklerini yaşam boyu uygulanabilir hale getirmeyi amaçlamaktadır.

Davranış terapisinin 8 önemli bileşeni vardır

1) Kişinin Kendini Gözlemlemesi

Hastadan yediği gıdaların çeşit, miktar ve zamanlarını kaydetmesi istenir. Kiminle ve nerede yediği, sosyal faktörler, açlık dereceleri ve hisleri net bir şekilde yazılmalıdır. Ayrıca fiziksel aktiviteler de kaydedilmelidir. Çoğu hasta, bu kayıtları ne kadar detaylı tutarlarsa davranış terapisinin o kadar etkili olduğunu gözlemlemiştir.

2) Uyaran Kontrolü

Arkadaşlarla buluşma, televizyonda maç izleme gibi yüksek kalorili gıda ve içecek tüketimini tetikleyen faktörler tespit edilmelidir. Sorunlu davranışlar değiştirilmeli, sağlıklı davranışların yerleştirilmesi için kişiye özel planlar yapılmalıdır.

3) Yeme Davranışının Kontrolü

Lokmalar arasında çatal-kaşığı masaya bırakmak, yutmadan önce iyice çiğnemek, her öğün sadece bir porsiyon hazırlamak, yemeğin ortasında ara vermek, yemekten başka hiçbir şeyle ilgilenmemek ve arada biraz ara vermek gibi basit metodlar denenebilir.

4) Pekiştirme ve Güçlendirme

Aile bireyleri ve arkadaşlardan destek sağlanması, kişisel takibin ödüllendirme sistemi üzerine kurulması, davranışsal değişimlerin ödüllendirilmesi, ödüllerin sadece para, giysi veya sosyal aktivite şeklinde seçilmesi, yiyeceğin ödül olmaktan çıkarılması gibi metodlar denenebilir.

5) Bilişsel Yeniden Yapılandırma

Hastanın kilo verme sürecini negatif etkileyen fikirlerine karşı yenileri geliştirilmelidir. Örneğin kilo vermenin uzun sürdüğünü düşünüyorsa, sonuçta kilo vermekte olduğu ve bunu daha iyi öğrendiği, olayı genlere bağlıyorsa, bunun bir bahane olmadığı, programlı olarak çaba gösterirse bunun bir engel yaratmayacağı gibi..

6) Sağlıklı Beslenme Eğitimi

Bu eğitim yaşam boyu sürdürülebilir bir beslenme tarzı kazandırmayı amaçlamalıdır. Diyet adıyla sunulan kısıtlamalar birçok hastayı bezdirmiştir. Diyet yerine yeni bir beslenme alışkanlığının kazandırılması hedeflenmelidir.

7) Fiziksel Aktivitenin Arttırılması

Pedometre gibi basit cihazlarla fiziksel aktivitenin ölçümlenmesi ve giderek arttırılması amaçlanmalıdır. Fizik aktivitedeki ılımlı artışlar bile programa uyumu arttıracaktır.

8) Davranış Sözleşmesi

Gerçekçi hedefler belirlenmeli, sözleşme kilo kaybı değil, davranış değişikliği üzerine kurgulanmalıdır.

Son olarak, obezitenin kronik bir hastalık olduğu bilinerek, kurgulanacak bütün tedaviler bu eksende ilerlemelidir. Kısa vadeli geçici başarılar yerine sürdürülebilir davranış değişiklikleri hedeflenmelidir.

Hemen Ara!