Tip 1 Diyabetle Tip 2 Diyabetin Farkları Nelerdir?

Teknik olarak her ikisi de diyabet, yani şeker hastalığı çatısı altında toplansa da, Tip 1 ve Tip 2 diyabet aslında çok farklı hastalıklardır ve farklı tedavilere ihtiyaç duyarlar. Aslında diyabetin daha da fazla sayıda çeşidi vardır, ama bu ikisi ana tiplerdir.

Tip 1 diyabetin yaşam tarzıyla hiçbir ilgisi yoktur. Otoimmun, yani bağışıklık sisteminin kendi dokularına saldırmasıyla ilgili bir hastalıktır. Tip  1 diyabetin kalıtımsal olma eğilimi vardır. Genellikle bir viral enfeksiyon gibi neden vücudun pankreasın beta hücrelerini düşman olarak tanımasını başlatır ve bu saldırı nedeniyle pankreas bir süre sonra insülin üretemez hale gelir.

Öte yandan Tip 2 diyabet ise büyük ölçüde yaşam tarzı ile alakalıdır. Burada da bir genetik eğilim söz konusu olabilir. Ailede Tip 2 diyabeti olan biri varsa sizin de yakalanma olasılığınız normalden yüksektir. Afro-Karayip ve özellikle Güney Asyalı kökenlilerde Tip 2 diyabet riski çok daha yüksektir. Özellikle de fazla kilolularsa ve elma tipi obeziteye sahiplerse bu oran daha da yükselir.

Kilo aldığınızda ve karın içinde yağ birikimi başladığında bu sizi insüline dirençli hale getirir. Bu da vücudun insüline olması gerektiği gibi yanıt vermesini engeller. Pankreas bir süre insülin sekresyonunu arttırarak mücadele eder, ancak bir süre sonra yeterli insülin üretemez hale geldiğinde diyabet ortaya çıkar.

Pre-Diyabeti Geri Çevirmek Mümkün müdür?

Pre-diyabet veya erken dönem şeker hastalığı kan şekerinizin normalden yüksek olduğu ama diyabet tanısı almanıza yetecek kadar yüksek olmadığı ara dönemdir. Bu sadece Tip 2 diyabette söz konusudur. Tip 1 diyabette pre-diyabet diye bir dönem ve Tip 1 diyabeti önleyebilmek için yapabileceğiniz bir şey yoktur.

Tip 2 diyabette ise, kesinlikle bu durumu geri çevirebilirsiniz! Diyabet tamamen insülin direnciyle ilişkilidir ve pre-diyabet bize vücudunuzun insüline dirençli hale gelmeye başladığını gösterir. Bu da vücudunuzun daha fazla insülin üretmeye çalıştığını, fakat bunun vücudun talebini karşılamaya yetmediğini gösterir.

Kilo vererek, düzenli egzersiz yaparak ve sağlıklı bir diyet uygulayarak ibreyi geriye çevirmeniz mümkündür. Kesinlikle Tip 2 diyabet gelişimi riskini azaltabilirsiniz. Diyabet Önleme Programı olarak bilinen büyük bir çalışmada, sadece yoğun yaşam tarzı değişiklikleri, biraz kilo kaybı ve egzersizle kişilerin Tip 2 diyabet gelişme riskini neredeyse üçte iki azaltabildikleri kanıtlanmıştır. Aynı zamanda çok sayıda çalışmada “açlık diyeti” denen çok düşük kalorili diyetlerle metabolizmanın resetlenebildiği de gösterilmiştir.

Şeker Hastası Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?

Tip 1 diyabetin belirtileri sıklıkla çok dramatiktir ve çok hızlı ilerler. Bununla birlikte, tanı konmadan önce farkında olmayan hastalar da olabilir. Bununla birlikte, Tip 2 diyabetin belirtileri sıklıkla çok hafiftir ve yanlış anlaşılması çok kolaydır. Bunların sadece stressten ve hayatın doğal sıkıntılarından kaynaklandığını düşünebilirsiniz. Belirtiler aynı olmasına ve kan şekerinin yükselmesine bağlı olmasına karşın, Tip 1 diyabette çok daha dramatiktir. Bu beliritiler genelde aşırı susuzluk hissetme, sık sık idrara çıkma, kilo kaybetme, sık sık tekrarlayan minör enfeksiyonlar ve bulanık görmedir.

Tip 2 Diyabetin Tanısı Hangi Testlerle Konur?

Genellikle kısa sürede sonuç veren iki kan testi yeterlidir. Bunlardan biri en az 8 saattir bir şey yemeden alınan açlık kan şekeridir. Diğeri de, belli miktarda şekerli sıvı içerek 2 saat sonra bakılan şeker yükleme testidir.

Günümüzde HbA1c denilen ve geçmiş 3 ayda kan şekerinizin nasıl seyrettiğini gösteren test te çok sık kullanılmaktadır. Bir HbA1c testiniz diyabetiniz olduğunu düşündürüyorsa, mutlaka tekrarlanmalıdır. Ancak gebeyseniz, eski usül glukoz tolerans testine yine de ihtiyaç olabilir. Bunun zararlı olduğu yönündeki bilmezkişi ifadelerine aldanmayınız. Atlanan bir diyabet anne ve bebekte çok ciddi hasarlara neden olabilir.

Zayıf Ama Diyabetli Olunabilir mi?

Özellikle Tip 1 diyabetlilerin çoğunda bu mümkündür. Hatta Tip 1 diyabetin kilonuzla hiçbir ilgisi yoktur. Gerçekte, tanı konmadan önce çoğu diyabetli şekeri metabolize edemediği için ciddi kilo kaybına maruz kalmaktadır.

Tip 2 diyabetse çok farklıdır. Olay tamamen insülin direncine bağlıdır ve sadece fazla kilo değil, özellikle karın bölgesinde toplanan yağ direk sorumludur. Kilonuz arttıkça vücudunuz pankreasın ürettiği insüline dirençli hale gelir. Pankreasınız giderek daha fazla insülin üretmeye başlar ve bu durumla başetmeye uğraşır. Fakat sonuçta bir süre sonra yorulur ve Tip 2 diyabet ortaya çıkar.

Bu aşamada biraz kilo kaybedilebilir, ancak gerçekte Tip 2 diyabette en önemli etkenlerden biri obezitedir.

Diyabetliler Araç Kullanabilir mi?

Diyabetli hastaların çoğu ağır vasıta dışındaki araçları kullanabilir. Ancak insülin veya sülfonilüre grubu ilaçlar kullanıyorsanız, kan şekeri düşmesine karşı çok dikkatli olmalısınız. Bu ataklar araç kullanırken konsantrasyon bozukluğu, bulanık görme, hatta bilinç kaybına yol açabileceğinden çok tehlikeli olabilir. Bu nedenle, bu tedavileri kullanıyorsanız kan şekerinizi araç kullanırken her iki saatte bir düzenli olarak kontrol etmelisiniz. Aynı zamanda hipoglisemi belirtilerine karşı da dikkatli olmalısınız.

Hipoglisemi Atağı Yaşandığında Ne Yapmalısınız?

Hipoglisemi kan şekerinin ani düşmesidir ve özellikle araç kullanırken çok tehlikeli olabilir. Erken belirtileri aşırı açlık hissi, gerginlik, konsantre olma güçlüğü, ellerde titreme ve bulanık görmedir. Bu aşamada müdahale edilmezse bilinç kaybı veya ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu durumda en iyi müdahale yapılan işi bırakmak ve 15-20 gram şekerli içecek almaktır. Böyle bir durum araç kullanırken yaşanırsa kan şekeri normale döndükten sonra 45 dakika araç kullanılmamalıdır.

Diyabet Cinselliği ve Sperm Sayısını Etkiler mi?

Tip 1 ve 2 diyabet çok farklı durumlardır ve sperm sayısı üzerinde farklı etkileri vardır. Tip 2 diyabeti olanlar fazla kilolu olmaya eğilimlidir ve sperm sayıları daha düşüktür. Aynı zamanda testosteron seviyeleri de düşüktür ve bu durum libidoyu etkileyebilir.

Diyabetin sperm kalitesi üzerinde de etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu bozukluk sadece ne kadar hareketli olduklarında değil, hareketin ne yönde olduğunda da görülmektedir. Yanısıra elbette mikrovasküler komplikasyonlar, yani ince damarlardaki ve sinirlerdeki hasarlanmalar da sertleşme bozukluğu başta olmak üzere seks hayatında negatif etkilere yol açmaktadır. Geç boşalma da sık görülen seksüel problemlerden biridir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara!