Tüp Mide Ameliyatı Hakkında En Güncel Bilgiler

Surgery for Obesity and Related Diseases dergisi (2016; 12:750-756) ‘nde yayınlanan 2015 Sleeve Ortak Görüş raporu, 100 binden fazla tüp mide ameliyatından elde edilen çok merkezli sonuçları ve ameliyatın çeşitli özelliklerini güncel bir şekilde bizlere sunuyor.

Ortak görüş konferansının sonuçlarını ve makaleyi Cleveland Clinic Bariatrik ve Metabolik Cerrahi bölümünden Raul Rosenthal ve Montreal Sacre COeur Hastanesi’nden Michel Gagner yorumluyorlar.

Bu makalenin obezite cerrahları ve genel cerrahlar için önemi nedir?

Dr.Rosenthal: Bu makale, pek çok bariatrik cerrahın seçkin yöntem olarak tüp mide ameliyatına adapte olduğunu gösteriyor. 2011 toplantısından bu yana yapılan vaka sayısının 10 kat artmış olması, iyi uygulandığında yöntemin başarısı hakkında da ipuçları sunuyor.

Dr.Gagner: Sleeve gastrektomi artık tüm dünyada obezite için en sık uygulanan yöntemdir ve bu oran giderek de artacak gibi görünüyor. Etkinliği, basitliği ve düşük risk oranları ile bypassı geçmiş durumda. Kaçaklar hala en korkulan komplikasyon, ancak son 5-7 yılda gerek tekniğin gelişmesi, gerekse koruyucu önlemler sayesinde kaçakların 5 kat azaldığını görüyoruz. (Ann Surg 2016; 263:949-955)

Tüp mide ameliyatı için en uygun adaylara baktığımızda % 97.5 tek basamaklı bir prosedür olarak seçildiğini, yüksek riskli hastalarda % 92.4, böbrek veyta karaciğer nakil adayları için % 91.6, metabolik sendromlularda % 83.8, inflamatuar barsak sendromu olanlarda % 87.4, BMI değeri 30-35 arasında olan ve yandaş hastalığı olanlarda (79.8) ve yaşlı hastalarda % 89.1 tercih edildiğini görüyoruz.

Bariatrik cerrahi uygulamasa da, artık her genel cerrah kariyerleri sırasında bu hastalarla karşılaşıyor. Barsak tıkanıklığı, gastrojejunal ülserler ve ciddi Dumping artık tarihe karıştı. Ciddi mikronutrient eksikliği ve kemik demineralizasyonu problemlerini de ciderek daha az gözlemliyoruz.

2011’den 2014’e kadar tüp mideyle ilgili neler değişti?

Dr.Rosenthal: Barrett özofagus ve ciddi gastroözofageal reflü hastalığı (GERD) relatif hatta kesin kontrendikasyon olarak görülmeye devam ediyor.

Dr.Gagner: Reflüsü olan hastalar mutlaka pHmetre ve manometri çalışmasına gitmelidir. Rezeksiyon yapılmadan önce tüm damarların disseke edilmesi önemlidir. Buji çapı küçüldükçe ve sleeve daraldıkça kaçak riski artmaktadır. Bütün bu bilgiler ışığında, artık deneyimli cerrahların yaptığı sleeve ameliyatlarında GERD artık ciddi bir problem olmaktan çıkmaktadır. Ayrıca Stretta gibi ameliyatsız yöntemler ve Linx prosedürü etkili tedavi modaliteleridir. Kaçak sorunu gibi, reflü sorununu da önümüzdeki on yılda tamamen çözebiliriz.

Deneyimli uzmanlarla arada bir obezite cerrahisi yapanlar arasında farklar neler?

Dr.Rosenthal: Temelde buji çapı ve stapler hattının güçlendirilmesi

Dr.Gagner: Bir çok şey. En başta, ameliyattan 5 yıl sonraki kilo kayıpları deneyimli cerrahlarda belirgin şekilde daha yüksek. Darlık ve kaçak oranları da deneyimle azalan komplikasyonlardan. Deneyimli cerrahlar için mide fıtıkları artık sleeve için engel değildir. Tabii çok ağır sfinkter yetmezliği belirlenmediyse..

Reflü yakınmalarının çoğunluğu obez hastanın tükettiği büyük öğünlerle ilişkilidir ve hastaların % 80’i ameliyattan sonra düzelme bildirmektedir. Çok yüksek BMI değeri iki basamaklı bir prosedür olarak tüp mide için çok iyi bir endikasyondur. İki ameliyatın toplam riski, herşeyi tek seferde yapmaya kalkmaktan çok daha düşüktür.

Tüp mide ameliyatı bariatrik cerrahi yelpazesinin neresinde?

Dr.Rosenthal: Obezite hastalığından kurtulmak için cerrahi tedavi araştıran hastalar için sleeve gastrektomi bir “platform” prosedürdür, başlangıç için iyi bir seçenektir. Bununla başarılı olamayanlar gastrik bypass, duodenal switch veya diğer yeni prosedürlere geçebilirler.

Dr.Gagner: Tüp mide ameliyatı uzun süreli mücadele gerektiren kronik bir sorunun tedavisi için ilk prosedür olarak düşünülmelidir. Gastrik bypassın giderek azalması, koruyucu ve etkili bir prosedürün olduğu anlaşıldığı içindir. Elbette nonobez Tip 2 diyabetli veya süperobez hastalar için halen seçilecek tedavi bypass ameliyatlarıdır.

Ancak gastrik bypassın diyabet için bir tedavi yöntemi olduğu tam oalrak da doğru değildir. Ağır diyabetik hastalarda duodenal switch daha iyi bir seçenektir. Üstelik Tip 2 diyabet bypass sonrası nüksettiğinde revizyon çok zordur. Oysa sleeve sonrası revizyon son derece pratiktir. Cerrahlar anlık başarılarını değil hastalarının uzun vadeli geleceğini düşünmek zorundadır. Diyabet kronik bir hastlıktır ve sleeve ameliyatına tek bir nastomoz eklemek son derece kolaydır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Hemen Ara!